2020 yılı başlarında yaşamış olduğumuz koronavirüs salgını kabusu ile devletlerin almış olduğu önlemlerin başında sokağa çıkma yasağı geliyor. Dünyada birçok ülke soksğs çıkma yasağı getirdi tabii ülkemizde de 30 büyük şehirde yani en kalabalık olan va salgının en çok olduğu illerde yasak uygulanmaya başlandı. Sokağa çıkma yasağıyla evlere kapanan insanlar daha çok apatmanlarda ve balkonsuz evlerde otutuyorlar. Son zamanlarda insanlar artık balkonlu ve özellikle bahçeli ev arayışına girdiler.
Malesef ki yaşadığımız salgın nedeniyle soksğs çıkamadığımız şu günlerde en kıymetlenen evlerimizin balkonları oldu. Ancak son yıllarda mimaride ve trendlere göre değişen evlerde balkaonlar fransı balkon tarzına dönmüştü. Şimdilerde ise artık evlere tıknan insanlar eski mimari balkanlu evleri arar oldu. Şimdilerde hem hayati hem de sosyal açıdan bir kurtarıcı olarak nitelik kazanan balkonlar, yeni ev almak isteyenlerin veya müteahhit ve mimarların da yeni bir ölçütleri durumuna geldi.
Karantinada evlerde kapalı kalmak bizlere bir çok şey kattı. Ve çok şeyler öğretti. Birçok şeyin farkına vardık ve kıymet bildik. “İyi ki” dedik. Daha önceleri yaşarken burnumuzun hemen ucundaki önemsiz gördüğümüz şeyler, birden anlam ve değer kazanı verdi gözümüzde. Aslında şimdi anlam ve önem kazananlar hep öyleydi de bizler farkında değildik. Zoru görünce anladık. Karantina ile asıl işlevini ve değerini ‘mecburen’ de olsa anlamış olduğumuz şeylerden birisi de evlerimizin balkonu oldu. Son haftalarda sokağa çıkma kısıtlamasının devam eden karantina sürecinde, havaların da güzelleşmesiy ile evlerimizin balkonu çok daha değer kazandı. Kaç artı bir evlerde oturmak değil de balkonlu mu balkonsuz mu evde oturuyor olmanın, asıl sorulması gereken soru olduğu fark hatırlandı. Ve balkonların ‘hayati’ önemi, kötü bir tecrübe ile de olsa anlaşılmış oldu.
Balkonlar çok yönlü yaşam alanları
Evinizde balkon var mı yok mu? Bu soruya kimimiz ‘hayır’, kimimiz ise ‘evet’ diyoruz. Keşke hepimiz ‘evet’ desek ancak, durum öyle değil. Covid-19 salgını ile balkonlar insan hayatı için kurtarıcı ve de sosyalleşme alanları oldular. İtalya’da yaşanan görüntüleri hatırlayalım. İnsanlar balkonlarda konserler verirken, komşuları da onlara balkaonlarından ritim tuttular, eşlik ettiler. Çünkü bu karantina sürecinde birbirlerini görebilecek ve sosyalleşebilecekleri tek bir alanları vardı, o da balkonlarıydı. Durum ülkemizde de de çok farklı değil. Balkon konserlerinin yanı sıra, komşular muhabbetlerini buralarda devam ettiler. Çocuklar da sokağa çıkamayınca oyun alanı olarak balkonları seçti. 7’den 70’e herkesin ‘dışarıyla’ tek ilişkisi balkonlar sağladı. Balkonlara bu kadar ihtiyaç duyacağımız ve bu şekilde kullanacağımız hiç akılımıza gelir miydi? Sanırım ki gelmezdi.
Ahmet Yılmaz: Balkon bahçenin yerini aldı ancak yeterli değil
Mimar Ahmet Yılmaz karantina zamanında yaşadığımız bu konuya çok farklı bir bakış getirerek bahçelerin yerini mecburiyetten balkonların aldığını fakat bunun kesinlikle yeterli olmadığını söylüyor: “İnsanlarımızın günlük yaşamlarında tabiatla kuracağı, yani fizik çevre ile kuracağı ilişkinin kesintisiz olabileceği yerleşim alanlarına sahip olmaları en doğal haklarıdır. Balkonlar ise tabiat ve fiziki çevre iletişiminde en zayıf ilişki biçimidir. Evlerin bahçeleri elinden alınınca balkon önemli bir unsur gibi algılanmaktadır. Konut bölgelerinde en fazla kullanılan bahçe müstakil bahçelerdir. Başka önemli olan bahçe izlenebilen bahçe. Üçüncü ise yeşil; komşulara ait yeşil, sonra mahalle, sonrada semt ve sonra da şehirlerin parkları gelir. Şehir parkları yerine bu alanlar 20 – 50 m2 gibi de olsa hanelere dağıtılsa daha çok kullanılacaktır. Ev bahçesiz olmaz.”










