Türkiye Müteahhitler Birliği, 2022 yılı ilk İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nda inşaat sektöründe “reel” anlamda büyümeye dönüş için inşaatta yatırımların canlanmaya ve çok fazla artan girdi maliyetlerinin yarattığı sorunların çözümüne ihtiyaca işaret ederken; TMB Başkanı M. Erdal Eren, TBMM’de görüşmeleri devam eden fiyatlarda fark düzenlemesinde TOKİ ihalelerine özel olarak sunulan önergeye ilişkin bir açıklamada bulundu. Erdal Eren, “Eğer üstyapı bina inşaatında istisnai bir uygulama kaçınılmaz şekilde değerlendirilmişse, bu kapsamda TOKİ ve yanı sıra üniversiteler, hastaneler gibi kamu kuruluşlarının 4734 sayılı Kanunla ya da haricinde ihale etmiş oldukları işler içinde geçerli olacak şekilde bir düzenleme yapılması adil ve çok doğru bir uygulama olucaktır. Her halükârda tasfiye hakkı ihtiyacı hayatidir” şeklinde konuştu.
Ülkemizde en köklü sivil toplum örgütlerinden birisi olan Türkiye Müteahhitler Birliği, ekonomi çevreleri tarafından ve inşaat sektörü tarafından ilgiyle takip edilen İnşaat Sektörü Analizi Raporu’nun 2022 Ocak sayısı yayınladı. “Yeni sene, Bildik Endişeler: Salgında Belirsizlik ve Yüksek olan Enflasyon” başlıkları ile yayınlanan analizde, küresel ve de ulusal ekonominin yanı sıra ayrıca inşaat sektöründe geçtiğimiz çeyrek yıla ilişkin veriler kapsamlı bir şeklide değerlendirilmiş oldu.
Ekonomi genelinde 200’den fazla alt sektöre oluşturduğu talep ile öne çıkan inşaat sektörünün, 2021 senesinin ilk yarısı oldukça sınırlı da olsa büyüdüğü belirtilen bu raporda, üçüncü çeyrekde, yeniden ve keskin bir biçimde daralmalar yaşandığı hatırlatıldı. İstihdamda inşaat sektöründeki mevcut tablonun, Türkiye ekonomisinde sürdürülebilir bir büyüme hedefine ulaşması için kritik mesajlar içerdiği vurgulanan raporda, finansal zorluklarla beraber sektörde kısa vadeli öngörülerin dahi oldukça zorlaştığına dikkat çekilirken, özellikle kamunun yatırım programlarının bu çerçevede yol gösterici olmasına ihtiyaç duyulduğu anlatıldı.
İnşaat sektörünün GSYH içinde payı %4,9’a geriledi
Geçen 20 senenin büyük bir kısmında GSYH büyüme eğrisi ile önemli bir ölçüde paralellik izleyen inşaatta bu seyri bozan daralma sürecinin 2018’in üçüncü çeyreğinde başladığını belirten raporda, şu ifadelere yer verildi: “Salgının başladığı yıl 2020’de %5,5 küçülen inşaat sektörü, 2021’nin ilk yarısında ise çeyrek dönemler itibarı ile sırasıyla %3,1 ve %3,3 oranında sınırlı bir şekilde büyümüştü. Temmuz – Eylül 2021″de %6,7’lik ani bir daralma yaşayan inşaat sektöründe, yılın geri kalanı için beklentiler iyimser olamamakta ve de 2020’in son çeyreğinde %15’lik daralmanın etkisi ile görünümü destekleyebileceği düşünülmektedir. Yılın üçüncü çeyreği itibarı ile sektörün GSYH içindeki payı ise %4,9’a gerilemişti. Sektörde ‘reel’ bir biçimde büyümeye dönüş için inşaat yatırımlarında canlanmaya ve artan girdi maliyetlerinin yarattığı sorunun çözümüne ihtiyaç duyulmaktadır. İnşaat yatırımlarında 2021 senesinin ikinci çeyrek döneminde moral olan artış, sonraki çeyrekte yerini -%9,6 oranıyla gerilemeye bırakmıştı.”
Kanun teklifi herkeste hayal kırıklığı yarattı
İnşaatta maliyet artışları ile ağırlaşan yük nedeni ile önümüzdeki zamanda kamunun altyapı ve üstyapı projelerinde ciddi aksamalar olacağı savunulan raporda, konut alanında da zaten yüksek olan fiyatların daha da artması ile ihtiyaç sahiplerine ekonomik konut sunumunun mümkün olamayacağını bir süre dile getirildiği hatırlatıldı. TMB’den, kamu projelerindeki artan inşaat maliyet artışlarının hükümetin ilave fiyat farkı ödenmesi sureti ile giderilmesi amacıyla bir girişim başlatıldığına değinilen raporda, “Kamu projelerinde işveren kamu kurumları tarafından yüklenici firmalara ilave fiyat farkı ödenmesi ve şartsız tasfiye devir hakkı tanınmasına ilişkin, TMB’den hazırlanan düzenleme taslağı Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Kamu İhale Kurumu’na sunulmuştur. Geçen zaman zarfında sektörün sorunları kamu yetkililerince anlayışla karşılanmış olsa da çözüm için bir adım atılmamıştır. Buna karşın Hazine ve Maliye Bakanlığında bir Fiyat Farkı Kararnamesi üzerine çalışıldığı bilgisi, Bakan Nurettin Nebati tarafından görev başına gelmesinden sonra kaydedilmiştir. Rapor yayıma hazırlanırken 4 Ocak 2022 tarihinde TBMM’ye sunulan ve firmalara sadece 2021 Temmuz – 2022 Ocak dönemi için fiyat farkı ödemesi ile tasfiye yerine devri hakkı içeren kanun tasarısı ise yürürlüğe girmesi durumunda beklentileri karşılamaktan uzak görülmüş olup, sorunun çözümü için büyük bir beklenti içinde olan inşaat sektörü üzerinde hayal kırıklığı yaratmıştır” dedi.
Eren: ‘TOKİ ihaleleri için özel düzenleme doğru ve adil olmuyor’
Fiyat farkı düzenlemesi için TBMM’de görüşmeler devam ederken TOKİ ihalelerine özel bir önerge sunulması dikkatleri çekti. Kamu projeleri yürüten müteahhitlerin uzun bir zamandır beklediği fiyat farkı düzenlemesinin görüşüldüğü TBMM Genel Kurulu’nda tasarı kapsamında sadece TOKİ’nin ihalelerine özel düzenlemenin dahil edilmesine ilişkin olarak Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı M. Erdal Eren, “Üstyapı işlerinde ağırlıklı olarak kullanılan girdi malzemelerinde 202 Mayıs’tan sonra ortalama fiyat artışı %278 olmuştur. Bu nedenle eğer üstyapı/bina inşaatı işlerinde istisnai bir uygulama kaçınılmaz olarak değerlendirilmişse, bu kapsamda TOKİ’nin yanı sıra üniversiteler, hastaneler gibi kamu kurumlarının 4734 sayılı Kanunla veya haricinde ihale ettikleri işler için geçerli olacak bir şekilde düzenleme yapılması adil ve doğru bir uygulama olur. Öte taraftan, her halükarda bir tasfiye hakkının hayati olduğunu da bir kez daha TBMM Genel Kurulunda yer alan tüm siyasi parti temsilcileri ve Sayın Cumhurbaşkanımızın dikkatlerine sunuyorum” şeklinde konuştu.
Türkiye Müteahhitler Birliği 2021’i değerlendirdiği raporda sektöre ilişkin özetle şu tespitlerde bulundu:
YURTDIŞINDA 29,3 MİLYAR DOLARLIK İŞ ALINDI: Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre; Türk müteahhitlerimiz, 2021’de 67 ülkede 384 proje ile 29,3 milyar ABD Doları yeni iş hacmini yakalamıştır. Böylece inşaat sektörünün ilk kez 1972 yılında Libya ile yurtdışı pazara açılmasından bu yana ulaştığı uluslararası proje portföyü büyüklüğü, 131 ülkede üstlenilen 11 bin 093 projeyle toplam 451,5 milyar ABD Doları olmuştur.
LİDER PAZAR YİNE RUSYA: 2021 yılında en fazla proje üstlenilen ilk 10 ülke sırasıyla; Rusya (11,2 milyar ABD Dolar), Irak (3,6 milyar ABD Dolar), Tanzanya (1,9 milyar ABD Doları), Ukrayna (1,6 milyar ABD Doları), Zambiya (1,4 milyar ABD Dolar), Kazakistan (944 milyon ABD Doları), Güney Sudan (926 milyon ABD Doları) Türkmenistan (916 milyon ABD Doları), Cezayir (846 milyon ABD Doları) ve Polonya (780 milyon ABD Doları) olmuştur.
ÜÇÜNCÜ PAZARLARDA İŞBİRLİĞİ FIRSATLARI VAR: Ortadoğu’da politik ilişkilerde başlayan ısınmanın sektöre olumlu yansımaları beklenmekte olup, BAE ile başta Irak olmak üzere üçüncü ülkelerde işbirliği tesisi konusu gündemdedir. Yurtdışı müteahhitlik hizmetlerinde ilk 10 pazar arasında dünyanın ilgi odağı Sahra-altı Afrika’dan Tanzanya, Zambiya dikkat çekmekte; Afrika’da ayrıca TMB tarafından Türk müteahhitlerin yerel pazar bilgisi ile başta Japonya olmak üzere Avusturya, İsveç, İsviçre gibi ülkelerin güçlü finansman imkanlarını bir araya getirme yönünde çalışmalar sürdürülmektedir.
100 BİN TÜRK İŞÇİ HEDEFİ İÇİN ÇALIŞMA YÜRÜTÜLÜYOR: Yurtdışı projelerde istihdam edilen ve yaklaşık 35 bin olarak ifade edilen Türk işgücü sayısının, daha önce olduğu üzere salgının ardından 100 bine çıkarılması amaçlanmaktadır. Bu doğrultuda TMB, yurtdışında istihdam edilen işgücüne yönelik gelir vergisi muafiyeti konusunda bir öneriyi Hazine ve Maliye Bakanlığı ile paylaşmıştır. İşçilerin,
işveren firmalar aleyhine açtığı ve temelinde işin yurtdışında yapılması nedeniyle iş sözleşmelerinin yabancılık unsuru taşıması ve iş sözleşmeleri kapsamında ise Adalet Bakanlığı ile çalışılan ülke mevzuatının dikkate alınması yönünde bir içtihat geliştirilmesinin en doğru ve etkin çözüm olacağı hususunda mutabık kalınmıştır.
İŞ MODELLERİNDE DEĞİŞİM GEREKİYOR: Yüksek teknoloji kullanımına ihtiyaç ve buna ek olarak, sektör için iş modellerinde bir değişim gerekliliği mevcuttur. Yeni projelerde dijitalleşme, sürdürülebilirlik, yeşil bina ve döngüsel ekonomi gibi konular şartnamelerde yer almaya başlamıştır. Üreticiler ve hizmet sağlayıcılar tarafından AB standartlarına uygun şekilde karbon salınımının hesaplanması ve akredite kuruluşlar tarafından doğrulama raporlarının temin edilmesini sağlayacak bir sistemin oluşturulması önceliklidir. Emisyon Ticaret Sistemi’nin ülkemizde de bir an önce hayata geçirilmesi gerekmektedir. Salgınla ertelenen büyük çaplı projelerin hayata geçirilmesi beklenen önümüzdeki dönemde, bu alandaki ilerlemeler Türk müteahhitliği markasının gücünün korunmasında büyük önem taşıyacaktır.
KONUT, YENİDEN YATIRIM ARACI OLARAK GÖRÜLMEYE BAŞLANDI: Konut piyasasında ihtiyaç sahibinden çok yatırımcı ilgisi dikkat çekiyorken sektör ile birlikte akılcı ve uzun vadeli stratejilerin geliştirilmesi ihtiyacı yükselmiştir. Olağanüstü bir dönemden geçişin ağırlıklı etkisi ile dengesizliklerin de izlendiği piyasa koşullarında ülkemizde orta ve dar gelirli kesim için konut sahipliği zorlaşmaktadır. Bu kesim için konut piyasasında döviz kurundaki artışla “bekle, gör” eğilimi izlenmekte, düşen alım gücü ile öne çıktığı ve konut fiyatlarının girdi maliyet artışlarının da etkisi ile alım kararları kaçınılmaz olarak ertelenmektedir. Özellikle ilk el satışları hareketlendirecek adımlar önem taşımaktadır.
YÜKSEK BORÇLULUK DEVAM EDİYOR: Finansal koşullardaki belirsizlikle beraber sektörde hakediş ödemelerinde dikkat çeken uzun süreli gecikmeler ve artan vergi yükü ile de beraber yüksek borçluluk devam etmektedir. BDDK’nın verilerine göre (2021 Kasım ayı itibarıyla); inşaat sektöründe kullanılan nakdi kredi toplamı 435,4 milyar TL ve takipteki kredi oranı %7 olmuştur.
STOPAJ VE KDV TEVKİFAT ORANLARI ESKİ DÜZEYLERE ÇEKİLMELİ: İnşaat sektöründe yatırımların artması ile devam eden işlere yeterli ödenek sağlanması ihtiyacı artmışsa da önümüzdeki dönem için yüksek finansman gereksinimi bulunan altyapı projelerinin seyri açısından piyasa koşulları riskli bulunmaktadır. Küresel likidite koşullarında önümüzdeki dönem için öngörülen daralmalar, jeopolitik risklerdeki artış eğilimi, döviz kurlarının yüksek seyri ve faiz tarafındaki gelişmeler inşaat yatırımları üzerindeki risk unsurlarını arttırmaktadır. Bu kapsamda kamu yatırım programında bir önceliklendirme yapılarak, daha fazla ekonomik ve sosyal katma değer oluşturacak projelerin bir an önce hayata geçirilmesine yönelik bir çalışma olmasında yarar görülmektedir. Ayrıca inşaat taahhüt sektörünün içinden geçmekte olduğu zor dönemin şartları ve yüksek olan finansman maliyetleri de dikkate alınmalıdır; yükseltilmiş stopaj ve KDV tevkifat oranları eski düzeylerine çekilmelidir.











