Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası 4.5 yıldan beri ilk defa faiz indirimi yapması ve politikada baz faizini de 425 puan indirerek yüzde 19.75 yapması başta inşaat sektörü ve otomotiv sektörü olmak üzere tüm sektörler açısından memnuniyet verici oldu.
Yapılan faiz indirimi hakkında yazılı bir açıklamada bulunan İnşaatçılar Derneği (İNDER) Başkanı Nazmi Durbakayım, TCMB’nin meşalenin kıvılcımını çaktığını belirterek bankacılık, gayrimenkul ve diğer sektörlerin de üzerine düşen görevle bu kıvılcımı ekonomiye ısıtacak bir meşaleye döndürmek olduğunu söyledi.
İNDER’in yaptığı açıklama şeyle:
“Faizlerin düşmesiyle yatırım amaçlı alımların daha da harekete geçeceğini görüyoruz. Özellikle dövize yönelen tasarrufların yeniden ekonomiye kazandırılması için uygun bir zemin hazırlandığını düşünüyoruz. Geçici olarak dövizi tercih eden tasarrufların tekrar Türk Lirası’na dönmesi ile ve ertelenen harcamaların gerçekleşmesi ile birlikte ekonomide çarkların daha da sağlıklı dönmesini sağlamasını bekliyoruz.
Konutların satışlarında ipotekli satışların yani banka kredili gerçekleşen satışların toplam satış içindeki payı yüzde 20’lere kadar düşmesi, konut alıcılarının faiz oranlarına ne kadar hassas yaklaştığının bir göstergesi. Normal şartlarda bu oranın yüzde 60-70 seviyelerinde olur. Gelişmiş ekonomilerde ise yüzde 90-95 mertebelerindedir. Sonuç olarak Devlet kademesinde başlayan faiz indirimi ekonomik canlanma için çok önemli bir hamle olmuştur.
Böylece faizlerin inmesi ve buna bağlı olarak da dövizin ekonomiye kazandırılmasının her kesime katma değer sağlayacağı kesindir. Konuta ihtiyacı olan vatandaşlar daha az faiz maliyeti ile ev sahibi olabilecek, bankalar ise daha fazla kredi vererek para kazanacaklar, devlet tapu harcı ve KDV ile daha fazla gelir elde edebilecek, üreticiler ise faaliyetleri için gerekli finansman dengesini sürdürecektir. Fakat en önemli katkı ise, faiz indiriminin sektöre sağlayacağı sinerji ile genele yaygın bir katma değer oluşacaktır. Diğer taraftan ise düşük olan faizin, ekonominin dinamosu olan inşaat sektöründeki üretimindeki maliyet artışını dizginleyeceği de bir gerçektir.
Gayrimenkulde hareket yılın son çeyreğinde başlar
İçerisinde bulunduğumuz Temmuz 2019 ayı döneminin de, önceki senenin aynı ay dönemine göre küçük bir daralma ile kapacağını ve söz konusu bu dönemde de yaklaşık 90 bin seviyelerinde satış olabileceğini tahmin ediyoruz. Satışlarda ise bu trendin Ağustos ayından itibaren yönün yukarı doğru çevirmesini ve 2019 senesinin son çeyreğinde yükselen bir ivme ile devam etmesini bekliyoruz.
Yaşanan faizlerde olan düşüş trendinin daha da artarak ve tüm finans sektörüne sirayet ederek sürmesi, projelerin tamamlanma noktasına gelmesi, devlet kanadında yapılan yasal çalışmalar sonucunda makroekonomik verilerde iyileşme görülecek olması, Türkiye üzerindeki yaşanan politik ve ekonomik dış baskıların yapılan müzakereler ile azalması bu beklentilerimizin temelini oluşturmaktadır.
Fakat sektörümüze yönelik yeni çıkarılan yasa ve yönetmelikler nedeni ile yeni proje arzının azalması ve bu azalma ile arz talep dengesine bağlı olarak fiyatlarında yukarı doğru ivme alacağı kaçınılmazdır. Sonuçta maliyet artışlarının fiyatlara halen tam olarak yansımaması, yeni projelerin satışa açılmaması, konut fiyatlarının Ağustos ayı sonuna kadar çok cazip hale getirmektedir.












