Erden Timur: “Global Gayrimenkul sektörü dünyada toplam 220 trilyon dolar değerinde!”

Erden Timur: “Global Gayrimenkul sektörü dünyada toplam 220 trilyon dolar değerinde!”

15 Ocak 2019’da düzenlenen 7. İnşaat ve Konut Konferansı’nda konuşma yapan NEF Yönetim Kurulu Başkanı Erden Timur, yaptığı konuşmanda dünyada gayrimenkul sektörünün oluşturduğu ekonomik büyüklüğü ortaya koyan rakamlarla örneklendirerek anlattı. Timur bu verilere ABD’li global bir firmayı isim vermeden kaynak gösterdi ve şöyle devam etti; 1940’larda 2 milyar olan dünya nüfusunun 3 kuşak sonrasında 7.1 milyar nüfus seviyelerine ulaştığını, dünyada bir taraftan nüfus artışı yaşanırken aynı şekilde etkileşim hızının da her geçen gün artış yaşadığını belirttikten sonra bütün dünya üzerinde altın rezervlerinin 7.6 trilyon dolar, kalan petrol rezervinin 114 trilyon dolar, dünyada tüm ülkelerin gayri safi milli hasılatının ise toplamde 87 trilyon dolar olduğunu, her türlü finansal tüm enstrümanların değerinin de 105 trilyon dolar, otel sektörünün toplam büyüklüğünün 550 milyar dolar civarında olduğunu buna karşılık olarak tüm dünyada global gayrimenkul sektörün ise toplam stok değerinin de 220 trilyon dolar olduğunu söyledi. Erden Timur, dünyada ki gayrimenkul stok değerinin kalan altın rezervinden 30 kat daha büyük, kalan petrol rezervinden ise 2 kat daha büyük bir sektör büyüklüğüne sahip olduğuna dikkat çekti.

“Bizler hala sanayi devrimini yaşamamış bir sektörün temsilcileriyiz”

Dünyada bu denli büyük bir nüfus ve etkileşim var biz de şu andaki çağın çok gerisindeyiz. Şöyle rakamlar var Amerika’da yapılan sektörlerde dijital birleşme endeksli araştırma var bizim sektör orada sondan 2. sırada. Bizde Egzantere Türkiye araştırması var biz tüm sektörler içinde dijitalleşmede sonuncu sıradayız. Dijitalleşme ile ilgili son günlerin güncel olan bir Netflix hikayesi var. Bir DVD kiralama mağazası 1985’te kuruluyor ve her 17 dakikada yeni bir mağaza açıyor. Dünya genelinde 12 bin mağazaya ulaşıyor sonra 97’de Netflix’i kuruyorlar onun herhangi bir mağazası yok. Müşterilere beğeni anketleri yaparken onlara bir ürün sunuyor. 1998 de bir internet sitesi açıyor ve Block Master’ın kapısını çalıyor Netflix beni 50 milyon dolara alır mısın diye. Block master bunu almıyor. Bugün Netflix’in değeri 200 milyon dolar ve toplam internet trafiğinin %15’ini tüketiyor. Block master da tüm mağazalarını kapatmak zorunda kalıp iflas ediyor. Dünyada diğer sektörler bile ne kadar dinamikken bizim sektörümüz ne kadar statik en azından bunu görürsek kendi gelişimimizi de ona göre yorumlayarak yaparız. Bizler bu sektörde bir kaç yenilik yapıtığımızda kendimizi yenilikçi zannetmeyiz. Statik sektörde zaten biraz kıpırdasan yenilik oluyor. Halbuki bizim sektörümüzdeki en yenilikçilerin statikliğiyle bile başka sektörde olsak muhtemelen o sektörlerde yok olurduk. Dünyadaki global 500 büyük şirketin yaş ortalaması 10’un altına düşüyor. Dünya bu kadar hızlı dönüşüp 10 senede şirketler 500 büyük şirket haline gelirken biz değişimimizle övünmemeliyiz. İkinci olarak bugünkü konumuz marka ihracatı oraya getiriyorum noktayı; bizim şu anki gündemimiz yerli ve milli olmak ama yerli ve milli üretimle bunu çok sağlayamıyoruz çünkü tuttuğumuz balık yerli ama mazot yabancı, olta yabancı, ağ yabancı olunca bir tek fikir konusunda yerli ve milli olabiliyoruz. Ana katma değer sizin olduğu için diğer bileşenler yurt dışında da olsa çok önemli bir noktaya gidebiliyoruz. Biz üç sene önce yurt dışına taşıyalım dediğimizde şirket içerisinde buna bir inançsızlık vardı. O yüzden ilk denemede yapamadık. İnançsızlık şöyle de oluyor istersek çok global yetişelim; geri kalmışlığı ne inançsızlığa ne hoyratlığa dönüştürmemiz gerekiyor.

‘Kendi vizyonumuza nazaran çok daha ilerideyiz’

Sene başından beri 3 arkadaşımız bu işi biz yapalım dedi ve sene başından beri 7 tane anlaşma imzaladı sadece fikir ihracatı olarak, öz kaynak da koymayarak en son Amerikadaki 2. anlaşma ana ortağı Morgan yani Morgan’a patent satmış oluyoruz diyelim. Daha gidilecek çok nokta var ama bunları yaparken bir dijital platform  yapmakla ilgili bir dijital çalışmamız vardı. Orada buna benzer bir şey yapmış olan bir şirketle tanıştık. 20 yılda önemli şirketlerin yaptığını 9 ayda yapmış tamamen dijital bir mantıkla. Bizim bu noktaya gelmek için çok fazla artımız var şimdi ortak bir şirket kuruyoruz bu şirketle. Ayrı lokasyonlarda çok fazla projemiz olduğu için onların deneyeceği çok fazla örnek var. Biz gerçekten dünyada diğer marka konutçularla kıyaslandığında, markalaşma ve tasarım kalitesi anlamında kendi vizyonumuza nazaran çok daha ilerideyiz, bunu net şekilde söyleyebilirim. Rekabet anlamında çok zor bir rekabet içinde bu tip avantajlarımız var. Bunu işbirlikleriyle farklı bir şeye çevirebiliriz yeter  ki arzumuz olsun çünkü bizim ülkemizin alım gücü ile birlikte bir konut tüketme limiti var. Bu limiti hep burada üreterek biz arttıramayız bu tamamen  alım gücüne bağlı. O yüzden yurt dışına gitmek de markalaşma ve fikir ihracatı ile mümkün ve bizden bir çok firmada bu potansiyel var. Kısır olarak şöyle düşünüyoruz; PR yapıyorlar amaç yurt dışı değil diyerek dalga geçme bile oluyor. Bu hep çekişmekten oluyor. İlk 2010 da Dallas’a gittiğimizde orada büyük bir yer alıyorduk tam meydanda. Oranın karşısındaki Sheraton’un sahibi bizi otelinde ağırladı. Başka bir otelin sahibi belediye başkanı ile tanıştırdı. Hep Dallas’ı büyütmemiz lazım diye konuşuyorlar ki Dallas Amerika’nın 5.en büyük ekonomisi. İstanbul’da ise sürekli bel altı köstek gördüm. Bu şekilde biz memleketimizi geliştiremeyiz bence. Fikir ihracatı ve markalaşma özgüvenle olur. Özgüven de tamamen başkasına destek olmak ve başkalarını da kalkındırmaktan geçer çünkü özüne güvenen adam herkesin gelişimini ister. Kimsenin gelişimini tehdit olarak algılamaz. Biz de yeni bir fikir görsek ben hemen onunla ilgilenmeye çalışıyorum. Çünkü böyle şeylerle memleketimiz kalkınacak. O yüzden ana gündemimizin hem üretim modellerini değiştirmek hem de markayı nasıl ihraç edebilirize getirebilirsek konut markaları anlamında çok büyük bir potansiyele sahibiz diye düşünüyorum.”

emlakdream.com