Geçtiğimiz hafta İzmir’de yaşadığımız deprem sonrasında en riskli illerimizden İstanbul’da alarm verildi. İstanbul’da olabilecek depremde en riskli bölgelerimiz hangileri?
İzmir depremi sonrası gözler en riskli illerimziden İstanbul’a çevridi, İstanbul’da eski dere yatakları, Marmara Denizni’nin zeytinburnu ilçesinden Silivri ilçesine kadar uzanan sahil ilçeleri için uyarıda bulunuldu.
İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Cenk Yaltırak, İstanbul ilimizde yüksek tepelere çıktıkça zemin riskinin daha da düştüğü görüldü.
Prof. Dr. Cenk Yaltırak, “Aralarında Ayamama, Cendere, Ayazmadere, Kurbağalıdere, Kuşdili, Kağıthane, Göksu, Küçüksu, ve her iki Çekmece Gölleri’nin kıyı kesimleri taşıma gücü çok düşük, deprem yükleri altında yumuşama eğiliminde olan zemin yapısına sahip alanlar. Büyük depremde en riskli yerler alüvyon vadiler. Bu kuşaklarda yapılaşma olmaması veya çok sağlam yapı stoğunun olması gerekir. Büyükçekmece, Ataköy, Bakırköy ve Zeytinburnu sahili de zemin açısından en riskli bölgeler” dedi.
Alüvyon zeminlere kurulu yapıların deprem sırasında zemin büyütmesine maruz kaldıklarından bahseden Prof. Dr. Yaltırak, zeminin depreme etkisini de şöyle açıkladı:
“Depremin şiddeti dediğimiz, ortaya çıkan sarsıntı veya titreşim gücü. Yüzey büyütmesi olan binalar daha uzun titreşip, sallanırken, yüzey büyütmesi olmayan veya en az olan sağlam zemindeki yapılarda sallanma daha kısa sürer. Bayraklı’da yıkılan Rıza Bey apartmanının video görüntülerinde deprem büyütmesi açıkça görülüyor. Depremin 40. saniyesinde kolon patlıyor. Belli ki yapının giriş katındaki kolon traşlanmış. Köşe kolon patlayınca bina olduğu gibi çöküyor. Normalde kaya zemin olsa salınım 15 saniye sürecek ancak lapa gibi zeminde 45 saniye salınım söz konusu. İstanbul’un Bayraklı’ya benzer zeminlerinde de olası depremde uzun sürecek salınım tehlikesi var.”
Prof. Dr. Yaltırak’ın İstanbul’un zemin açısından riskli bölgeleriyle ilgili tespitleri de şu şekilde: “Vadi alüvyonlarında yumuşak kil dediğimiz katman egemendir. Silivri’den Beylikdüzü’ne uzanan kesimdeki zemin yumuşak dediğimiz deprem büyütmesine yol açacak özellikte. Bölgenin zemini, kil, kömür, kum ve çakıldan oluşuyor. Deprem dalgaları zeminde kayda değer büyütmeye neden olabilir. Bakırköy ve Ataköy sahil bandı da alüvyonlardan oluşan bir bölge olduğundan zemin riski taşıyan yerlerden Kadıköy’deki Kurbağalıdere ve Kuşdili bölgesi de kil ve çamurdan oluşan riskli zemine sahip yerler. Bu yumuşak tabaka deprem büyütmesi yaratabilir.”
Jeoloji Mühendisleri Odası Başkanı Hüseyin Alan da İstanbul’un zemin açısından İzmir’e göre daha şanslı bir şehir olduğundan bahsederek, “Şehrin büyük kısmı kaya zemin üzerine oturuyor. Ancak Ataköy’den Florya’ya uzanan kıyı bandı ile her iki Çekmece Gölü’nün çevresi Bayraklı’daki gibi kıyı alüvyonlarından oluşuyor. Çırpıcı Deresi’nin olduğu hattın zemini de yumuşak. Anadolu Yakası’nda ise Kurbağalıdere ve çevresi zemin riskli alanlar” ifadelerini kullandı.
‘Türkiye Diri Fay Haritası’nın mutlaka revize edilmesi gerektiğinden bahseden Alan, “8 yıl içerisinde birçok yeni deprem ve beraberinde bilgi gün yüzüne çıktı. Diri fay haritasına işlenmemiş ancak aktif olduğunu bildiğimiz faylar mevcut. AFAD ve MTA’nın bu konuda çalışmalar yürütmesi gerekir. Diri Fay Haritası’nda 4 veya 5.derece deprem kuşağı olarak bilinen birçok bölgenin, aslında 1’inci veya 2’inci derece deprem kuşağında olduğunu öğrendik İstanbul’un Marmara kıyıları 1. derece deprem kuşağı olarak kabul ediliyor. Ancak bugün itibarıyla İstanbul’un tümü 1. derece deprem riski altında” açıklamasında bulundu.











